RİDA

KIRAŞI

Otantiklik vol2


Otantik olmakla herkesten onay ve takdir beklemek birbiriyle ters ilişkide ve bu tersliğin birlikte var olmasını beklemek bir hayalkırıklığı ve adım atma korkusu yaratıyor. Geçende bir grup meditasyonunda bunu konuştuğumuzdan beri içimde yankılanıyor: kendini ortaya koymak, beğenilmemeyi ve eleştirilmeyi göze almayı ve kapsamayı gerektiriyor. Bazen kendinizi ortaya koyarsınız ve birileri size çok değiştiğinizi söyler. Oysa siz içinizde daha önce onay almak adına ortaya koyamadığınız yanınızı gösteriyorsunuzdur.

Derken karşıma Edip Cansever’in şiiri çıktı.

Şiirde yalnızlıktan kendinden uzaklaşmak olarak bahsediyor.

“Herkes gibi olduğun” zaman kendini terk edeceğin için yalnızlaşacağın mesajı var.

Benim kendini gerçekleştirme, ortaya koyma, yalnızlık gibi kavramlar bu şiir ile birleşti.

Kendimizi ortaya koyduğumuz zaman anlaşılmamayı, eleştirilmeyi, terk edilmeyi vs. göze almamız ve büyümek istiyorsak yine de adım atmamız gerekiyor.

Aynı doğmak gibi acılı ve çaba gerektiren bir şey, büyümek.

Sanıyorum büyümek hiç bitmeyen bir serüven ve yaşla hiç alakası yok.


İnsan olmanın paradoksu da kendi acısını dönüştürmek için üretmesi ve bunu yaparken onaydan bağımsız otantik bir şekilde kendini ortaya koymak ile üretiminin görülmesini ve takdir edilmesini beklemek.

Kendin olmak istemek, adım atmak istemek, ama beğenilmek ve takdir de görmeyi istemek. Cesurca adım atmak istemek, ama başaramamaktan korkmak.

Bu gerçek bir ikilik, kimi zaman Yin Yang, kimi zaman dualite üzerinden anlatılmış. Binlerce senedir doğu felsefesi bunu anlatmış, çözüm aramış.

İkiliğe rağmen, hem heyecana hem hayalkırıklığına yer açtığımız ve yaşamayı seçtiğimiz bir hayat olsun.