RİDA

KIRAŞI

Gömülmek vs bakmak


Kendi içine dönmek bakmak ve kendine gömülmek arasında bir fark var.

Kendime hiç bakmıyorsam da, kendime gömülmüş ve hayatla akmıyorsam da gelsin tatminsizlik.

Kendine bakmadan bir hayat yaşamak sorumluluğu almamayı ve suçu sürekli ‘öteki’ne atan bir tavrın zeminini hazırlıyor adeta.

Bir yandan da kendine gömülmeyi sadece dünyada sen ve senin duyguların, senin problemlerin ya da arzuların var gibi yaşamak anlamında kullandım.

Kendine bakmak ile kendine gömülmek arasında önemli bir denge unsuru; hayatla birlikte akmak. Hayattan kopmamak. İçinde kalmakla hayatla akmak arasında salınmak.

Hayat senin için ne anlam ifade ediyorsa. Yaşadığının farkında olmak belki de.

Kendine ve duygularına gömülüp saati, başka insanları, ilişkileri, hayatın akışını ve mevsimleri kaçırıyorsan kafayı kaldırmak ve dışarıyla ilişki kurmanın zamanı gelmiş olabilir.

Bunu kapsamanın bir yöntemi de Farkındalık Eğitiminde konuştuğumuz gibi, ‘bu kapsamakta zorlandığım duyguyu hissetMEDİĞİM bir nokta var mı acaba bedenimde’ sorusu ile bakmak.

Kendimize gömüldüğümüz zaman çok büyük bir ihtimalle bedenin alt kısmı ile iletişimimiz zayıflamış oluyor.

Bu sebeple bedene dönmek son derece mühim.

Sürekli dikkatin dışarda olması ise, yaş alsak da olgunlaşmamayı ve sürekli aynı yerlerde dönüp farklı sonuçlar beklememizi getiriyor.

Bir ip üzerinde yürüyen kişi sadece kafasındaki düşüncelere odaklanırsa yürümesi zorlaşacağı gibi, sürekli etrafa bakarsa da yürüyemez. Hayat yolculuğu da bir ip üzerinde yürümek gibi. Son derece ciddiye almak da, ondan keyif almak da sinir sisteminin nasıl bir yerde olduğu ile ilgili.

Tam şu an tamamen dikkatim dışarda mı, içimde bir yere gömülmüş halde miyim?