RİDA

KIRAŞI

İnsan

November 28, 2018

Geçen haftasonu bir şaman rehber ile 7 saatlik bir meditasyon workshop'una katıldım. 

Ne kadar özlemişim sessizliğin katman katman içerisine girmeyi!

Her gün sessizliğe ve içsel varlıkla buluşmaya bir zaman ayırsam da bu kadar blok bir zaman ayırmayalı epey zaman olmuş ve inanılmaz iyi geldi. Bilmiyorum artık kaçıncı saatinde, içimden şöyle bir his yükseldi; 'İnsan olmak zor!'.

Varlık halinde kalmak, yayılmak, egonun ötesindeki bütünlüğü hissetmenin tadı inanılmaz güzel iken bedenin içerisinde olmak hastalığı, yaşlanmayı, acıyı, ayrılığı, ikiliği beraberinde getiriyor.

Neden bunu devam ettirmek isteyerek insan olmayı seçiyoruz ki dedim kendi kendime. 

Bir anda içimde bir kapı açıldı. İkiliğin kendisi de, birinden sevgi almak hissi de, dokunulmak da, gözyaşı dökmek de hatta acı çekmek de 3 boyutlu dünyayı deneyimlemenin bir haz katmanı gibi geldi. 

Yani bize sorulsa bedenden çıktığımız zaman 'tekrar insan olmak ister misin?' diye, burada deneyimin içindeyken çok boktan gelen şeyler formsuzluk halindeyken çok çekici bile gelebilir hem tanıdık olduğu için, hem de 5 duyunun insan bedenine sunulmuş bir kapı olduğu için. 

Her şey nasıl baktığımız ve nasıl bir hikaye yazarak ona inandığımız ile alakalı.

Hoşumuza gitmeyen ve 'acı' çektiğimiz bir deneyimin kendisine hikaye yapıştırmaz ve sadece onu izlersek ortada acı kalmıyorken neden hikayeler yazıyor, inanıyor, birleştiriyor ve aynı döngüleri kendimize çekiyoruz?
Varlık halinde olmanın önemi çıkıyor burada. Ve bütün döngülerden uyanmanın ve bize ayrılan zamanın gerçekten tadını çıkarmanın aydınlanması. Aklıma bunu yazarken yıllar önce izlediğim City of Angels filminin bir sahnesinde meleğin ölümsüzlüğü insan deneyimi için bırakmasını anlatırken bir elma ısırmanın hazzından bahsetmesi geldi. 

Güzeldi. Elma derken acaba Adem Havva göndermesi var mıydı, merak ettim. 

Sahneyi bulamadım ama düşüş de idare etti beni. 

 

 

 

 

Please reload