RİDA

KIRAŞI

Motivasyon ve Yargıç


Lisede, basketbol takımımızın bir koçu vardı. Kendisinden o yaşlarda hiç hoşlanmazdım. Hoşlanmama sebebim motivasyon olarak seçtiği yoldu; gaza getirmek amacı ile negatife odaklanan ve yetersiz hissettirerek motive etmeye çalıştığı iletişim şekliydi.

Tabi ki 15 yaşında bunu net tanımlayamasam da, bu sebeple basketbol takımını bırakıp voleybol takımına geçtim ki kendisinden uzak olayım. Problem çözme yöntemlerim yaş ilerledikçe değişiyor neyse ki :)

Özellikle o yaşlarda kıyaslama, kendini eleştirme, yetersiz hissetme ergenlik ile birlikte tavan yapmışken pek faydalı bir yöntem olamadı üzerimizde. Motive olmak adına içimizdeki yargıçın beslenmesi, ileriki yaşlar için de bir zemin hazırlıyor.

Yaş ilerleyince bir çok mevzu öyle ya da böyle içimizdeki yargıca dokunuyor. İçerdeki utanca, yani egonun bir kabuğuna değiyor. Toplumun, sosyal medyanın kafamıza vurarak, beynimize sızarak çizdiği 'normal ve doğru' kalıpları oluşunda olanla olması gereken arasındaki mesafe açılıyor ve içerdeki yargıca malzeme çıkıyor.

Bu yargıç neden var? Bizi başarısızlıktan, kalp kırıklığından korumak ve 'başkaları bize zarar vermeden' bizim kendimize zarar vermemizi sağlayarak zararın boyutunu kontrol edebilmek için mi?

Yapılan araştırmalar motivasyonla ilgili bambaşka şeyler söylüyor. İçimizdeki yargıç ile bitmek bilmeyen çekişmelere girişeceğimize 14 derece soğuklukta bir su ile duş almak çok daha etkiliymiş! Keşke yargıç bize bunu hatırlatsa. Araştırmanın da bahsedildiği bana ilham olan harika bir motivasyon yazısını şuraya bırakıyorum.

Belki bundan sonra kendimizi her yargıladığımızı farkettiğimiz an bu yazıdaki yöntemlere yöneliriz.

Gerçekten, anda olduğumuz, kendimizi şekil, cinsiyet, iş, para, statü ile tanımlamadığımız takdirde yargıca ne olur? Harika bir meditasyon sorusu ve konusu.