RİDA

KIRAŞI

Jeong Kwan


Yemek yemek ile duygusal açlık arasındaki bağlantıyı en net algıladığım zamanlardan biri, Chef's Table'da Jeong Kwan'ı izledikten sonraydı...

Duygusal açlığı doyurmak için yemek yemek ile fiziksel sebep ile yemek arasındaki farkı kendi hayatımda anlamam epey uzun sürdü zira çocukluğumdan itibaren sevgiyi almanın yolu olarak yemeğe, sosyalleşme ve sevgi vermenin yolu olarak yemeğe, duyguları öğütemediğimde yemeğe, kısacası her durum ve olayda bir şekilde yemeğe yönlenmişim. Bu ilişkinin derinliğini ve karmaşıklığını keşfetmem, zihnimin değil, bedenimin ihtiyacı olanları ağzıma götürmem meditasyonun hayatıma girmesinden sonra oldu.

İlk keşfim, yoğunluk halinin bana yemek yediriyor olmasıydı. Uygunsuz yoğunluk demek belki daha doğru. Yani 'aynı anda ne kadar çok şey yaparsan o kadar başarılısındır' inancının getirdiği her şeyi hızlı ve bir an önce yapma hevesinin bedenimde strese yol açtığı (merhaba kurumsal hayat!) bunun da beni yemeğe ve şekere yönlendirdiğini keşfettikten sonra her şey yavaş yavaş değişmeye başladı. Değişim etle yollarımı ayırmama doğru yönlenerek devam ediyor, bunu da bir mesaj vermek ve ne kadar hayvan sevdiğimi göstermek adına gerçekleştirmiyor, (ki denemiştim bunu da) daha derinden gelen bir isteksizlik olarak kendini gösteriyor.

Bugün, Jeong Kwan'ı izlerken epey ağladım. Gözyaşlarımın zirve yaptığı anlardan bir tanesi, annesinin şefkatli tavrının onu 17 yaşında manastıra yönlendiren kıvılcım olması ve tapınaktaki rahibeler için yemek yaparken hep annesinin şefkatını pratik etmesi oldu. Daha önce Çiya'nın kurucusu Musa Dağdeviren'le ilgili bölümü izlerken de annesi ile ilişkisinin onu nasıl yemek yapmaya yönlendirdiğini anlattığında kalbime dokunmuştu. Yemekle ilişkimizin anneyle ve beslenmeyle ilgili ilişkisini düşündüm de düşündüm. Acaba annesinden yeterince ilgi, sevgi, onay ve şefkat almış çocukların hayat boyu yemek yapmak ve yemek ile ilişkisi nasıldır?

Jeong Kwan'ın yemeklerini yemiş kişilerin, onun yaptığı vegan yemeklerin basit ve derinliğini dinlerken de ağladım. Büyüleyiciliğin basitliği ve basitlik katmanlarında barındırdığı derinliği hissetmek özlem oldu, kalbimden taştı. Seneler önce Nepal'e bir inzivaya gitmiştik Ezgi ile, orada hayatımda hiç unutmadığım bir yemek yemiştim. Şef'le tanışmak ve çok teşekkür etmek için kendisini mutfaktan çağırmıştık, o adamda da hissettiğim şeyi Jeong Kwan'da gördüm. Sevgiyi vermenin yolu olarak yemeği seçmek ve dünyaya hizmet edercesine nezaket.

Yemekle, beslenmeyle, enerji ile ilgili çok konuşup çok yazabiliriz. Mevzu, uygulamakta ve meditasyonu gözleri kapatıp günde bir miktar yapılan şey olmaktan çıkarıp hayatın her anına getirmekte. Pişirmeye, servis etmeye, paylaşmaya, minnet duymaya, sindirmeye ve çiğnemeye kadar.

İyi ki varsın Jeong Kwan, ne de güzel bir insansın.