RİDA

KIRAŞI

Zihin


Ben meditasyon yapınca düşüncelerim hiç durmuyor denmesinden çok sıkıldım.

Bunu diyen insanın durup 'benim zihnim nasıl çalışıyor, ne oluyor durmadığında' diyip buna gerçekten zaman ayırsa bunu demeyeceğini düşünüyorum. Hatta sorduğumuz bir çok sorunun ve ettiğimiz şikayetin sebebinin derinine bakma korkumuz ya da tembelliğimiz olduğunu düşünüyorum son zamanlarda.

Zihnin nasıl çalıştığına gerçekten zaman ayırıp, bakıp gözlemleyen bir insan, maymun ya da ufak bir çocuk gibi oradan oraya zıplayan bir zihin yapısı ile karşlılaşır. Zihin zaten sürekli meşgul olma eğiliminde olan bir yapı.

Dolayısıyla düzenli olarak sağılmayan bir fiziksel ya da duygusal beden ve zihin, pek sessizlikle rahat edemeyen bir zihin yapısına yol açar. Yani hiç bilinçli hareket etmeyen, bedenine sürekli toksik madde girişi olan ve çıkışı ile ilgilenilmeyen, duygusal bedende birikenlerin boşaltılmadığı bir organizmada, zihin darbe yapmış ve huzur yerine kontrol mekanizmalarını getirerek hayatta kalmaya çalışmalarını sürdürüyor olması muhtemeldir. Sonra bir gün 'hadi şimdi biraz huzurlu hissetmek için meditasyon yapalım' denip oturulduğunda da hayatı boyunca dikkati çekememiş ve hiç ilgilenilmemiş bir çocuğa dönen bir çok göz ve izleyici olması durumunda hareket edeceği gibi hareket eder. Ya donar ve ölü taklidi yapar, yani fiziksel beden uyumaya geçer, ya da deliler gibi koşmaya ve 'acaba bu izlenme durumu ne zaman bitecek?' kaygısı ile ekstra hareketli ve sesli bir çocuk gibi koşturur etrafta.

Kendinden çok şey bekleyenlerin düştüğü ilk yer de 'bu çocuk adam olmaz' diyip kalkıp gitmektir.

O çocuk tekrar 'ben zaten sevilmiyorum ve benimle zaten ilgilenilmiyor' diyerek takılmaya devam eder. Hala benimle misiniz?

Sessizliğe oturulduğunda zihnin önde getirdiklerinin arkasındaki gözlemcide kalındığı takdirde bu zaten yorucu bir şey olmaktan çıkar.

Sessizlikte zihnin öne getirdiği şeyler de bilgisayarın işlemcisini ciddi yoran açık kalmış pencereler gibi bilinçaltını meşgul tutanlar olabilir. Hindistan'daki hocam bize her gün her meditasyondan sonra kendimizi zorlayarak bizim dikkatimizi dağıtan durumları ve düşünceleri yazdırdığında inanamadım. Hepsi rüyamda gördüğüm ya da karşılığı olan kavramlar, ya da gün içinde anlamsızca aklıma gelen şeylerden oluşuyordu. Yani dikkatimi çekmeye çalışıyor ya da beni huzursuz eden bir düşünce kalıbının verdiği uç gibi sallanıyordu.

Bunları farketmek ve temizlemek bile zihnimi olmasa da bedenimi ve genel olarak enerjimi sakinleştirdi.

Yani önemli olan meditasyona oturduğumuzda sessiz kaldığımızda susmayan zihnimiz değil, bizim bununla ne yaptığımız ve bu veriyi nasıl işlediğimiz.

'Ben yapamıyorum' yerine 'bu aralar hangi katmanımın daha çok sağılmaya ihtiyacı var ki zihnim bu kadar aktif?' diye sormak ve buna göre davranmak karmayı yakmanın en güzel yolu.

Yakılsın karmalar!

Kırılsın döngüler!