RİDA

KIRAŞI

Hayat enerjisi

September 6, 2016

Ne zamanlardan geçtim de yazamadım bir süredir. 

Hayat enerjisi, Chi, son zamanlarda çokça düşündüğüm konum. 

Soru şuydu kafamı açan: Hayat enerjimi emen, yüzleşmek ya da kabul etmekten korktuğum şeyler neler?
 

Teknik bilgiyi zihin çok seviyor. 

Kaç çakra var, rengi ne, mantra ne demek, lotus poz nedir vs gibi kadim bilgileri ezberleyince sihirli değnek gelip bize dokunacak ve tüm dertlerimiz dönüşecek acelesini yaratan da, "Hiç bir işe yaramıyor tamam mı yaramıyor!" ergenliğini yapan da. 

Ne oluyor çakraların renklerini bilince? 

Ne oluyor ezbere mantraların hepsini bilince? 
Hakkaten ne oluyor yogada pozların sanskritçe isimlerini bilince? 

Bilgi bağımlılığının altında yatan oluşa, olana, öze güvenmeme hali en tatlı ve aynı zamanda da en zor dönüşen şey olgunluk yolculuğunda...

Benim için öyle en azından.  

 

Chi, yaşam enerjisi demek Çin bilgeliğinde. Hintliler de Prana demiş aynı şeye. 

İsmi geçer içeriğe gelirsek hepimizde her an nefesler duyguyla, yediklerimizle değişen ve dönüşen yaşam enerjisi demek. 

Bana kalırsa 2016'da spiritüelliğin ilk adımı, süslü kelimeler ve süslü pratiklerdense yaşam enerjisini farketmek ve kişisel enerji patenlerini gözlemlemek. 

Beni ne yemek düşürüyor? 

Hangi insan hangi duygumu tetikliyor ve enerjime ne oluyor? 

 

Hayat enerjimiz istediğimiz hayati gerçekleştirebilmek ve aynı zamanda da hayallerimize, potansiyelimize ulaşmanın aracı. 

Kendisinin en büyük ve güçlü düşmanlarından biri de hepimizin ortak dürtüsü olan korku. 

Hayatta yüzleşmekten ya da kabul etmekten korktuğumuz şeyler bizim hayat enerjimizi ve gücümüzü azaltıyor. 

Üzerinde delikleri olan upuzun bir hortum gibi can ve çekiciliğimiz olan suyu kaybediyoruz. 

 

Korkuya rağmen direnmek de hayat enerjisinin en büyük düşmanı.

Yani bizi rahatsız eden ama "derinleşmekten korktuğumuz için" içimizde tuttuğumuzu sandığımız ve zihnimizin gömdüğünü sandığı o delikler zamanla yırtıklara dönüşüyor.

Sonra da bir bakmışız hayallerimiz kalmamış. Saman gibi olmuşuz. 

Bizi eskiden mutlu eden şeyler mutlu etmez olmuş.

İçimiz boşalmış.

Zihnin hissizleştirmek ve rolantiye aldırmaya çalıştığı hayat zombi gibi yaşadığımız bir hayat olmuş çıkmış.

Zaman, korktuğumuz ve yaşam enerjimizi azaltan gerçeklerle yüzleşmek ya da kabul etme zamanı.

Tabi Li ilk adım, sessizlikte bunu görebilmekle başlıyor...

Bunu yapabilenlerle yapamayanların ayrımı ve hayatlarındaki kalitenin arasındaki derin yarık daha da derinleşecek gibi geliyor bana. 

 

Yarıklara inme cesareti bizimle olsun. Amin. 

Please reload