RİDA

KIRAŞI

Duygu dili

August 26, 2016

Duygular kelimelere döküldüğünde güçlerini bence kaybediyorlar.

O kadar kıymetli, o kadar değerli ki duyguların içinde kalabilmek, bence şifalanmanın olmazsa olması kelimelerle ifade edilse de içinde durabilme cesaretini göstermek. 

Bize çoğu zaman duygularımızı entellektüelize etmemiz öğretildi. 

Duygularla aramıza mesafe koymamız aynı zamanda da. 

"Şu an çok öfkeliyim sana, biraz uzaklaşır mısın benden?" filmlerde duyabileceğimzi bir replik gibi, bunu farkedip dile getirmektense bağırmak, kaçınmak, pasif agresif tavırlar vs. daha kolay, alışık olduğumuz şey. 

 

Duyguların içinde kalmak demek, "negatif" görünen ve hoş olmayan duygunun tam ortasında kalabilmek ve nefes alabilmek demek. 

Analiz etmeden, geçiştirmeden, mantıksal açıklamalar ile bastırmadan oluşlarına izin vermek. 

 

Duygularımızla nasıl bir ilişkimiz olduğu ise aileden öğrenilmiş bir şey. 

Annemiz nasıldı duygularını ifade etme konusunda? Babamız ya da kardeşlerimiz?
Bastırırlar mıydı? Biriktirip patlatırlar mıydı? Kaçarlar mıydı duygularından ve hislerinden?
Bütün bunların bizdeki yansımasını görmek için önce bakmak, farketmek gerekiyor ki kendi duygularımızla olan ilişkilerimizi değiştirebilelim. 

Duygularını merkezinde ve özgürce yaşayabilen insanlar bu hayatın zevkini en güzel şekilde yaşayan oluyorlar. 
Kendilerine selamlarımı ve hürmetlerimi iletiyor, günün birinde tam anlamı ile onların arasında katılmayı niyet ediyorum. 

 

 

 

 

Please reload