RİDA

KIRAŞI

Duygusal olgunluk

"Hayat enerjimi emen ve benim yüzleşmekten ya da kabul etmekten korktuğum şey nedir?" sorusuna verilen dürüst ve kalbi açık yanıtların şifalandırdığını ve duygusal diyalogu başlattığını düşünüyorum.

Bedende, zihinde ya da ruhta oluşan herhangi bir rezistans, akışı, neşeyi, güveni sekteye uğratır ve insanı terkedilmiş, yalnız, sahipsiz hissettirir. Burada bastırmaya alışığız aslında duyguyu. Zihinle bir şeyleri çözebildiğimize inanmaya da.

Oysa bir insanın spiritüel olgunluğunun en önemli adımlarından birinin duygularının farkında olması ve onlara sahip çıkması olduğuna inaniyorum. Asıl gücü aldığımız yer, duygulara sahip çıkmak ve onların içimizden akmasına izin vermek. Yıllar boyu duygularımı entellektütelize ettim.

Hala da ediyorum.

Bunu yapmak zihinsel bir tatmin getirse de duygularla arama mesafe koyduğundan, zihinsel bir ilerleme yarattığımı sansam da, fiziksel bir bastırma, yok sayma söz konusu oluyor.

Buradaki ilk ve en önemli adımın da bir duyguyu analiz etmeden içinde olduğu gibi kalabilmeyi deneyimlemek. Meditasyon, sessiz tanığın gözünden olma haline deniyor. Bir duygunun olduğu gibi yaşanmasına, akmasına izin vermek en güzel meditasyonlardan biri. Bugün için kaçınılan bir duygunun olduğu gibi yaşanmasına izin vermek nasıl olurdu?