RİDA

KIRAŞI

Ölülerin kıyafetleri

Ölülerin kıyafetleri Tarsus'ta bir adamla tanıştım. Hikayesini dinledim. Babası ufak yaşta evi terketmiş, anne erken ölmüş ve anneanne ile büyümüş çok fakir bir çocukluk geçirmiş bir adam. Şimdi fazlaca ve neşeyle çalışıyor, iyi para kazanıyor. Adamın neşesi o kadar yapmacıksız, içten ve saftı ki, hikayesini merak edip sordum. Bir şekilde ailemle yolu kesişmiş, ahbap olmuşlar. "Abla ben neler yaşadığımı hiç unutmadım. Neşem de geçmişimden geliyor. Abartı yok valla - nerden geldiğimi unutursam mutsuz olurum." dedi. Nasıl bir geçmişin var ki hep seni şimdi neşeli yapıyor diye sordum. Bana anneannesinin kıyafet alacak parası olmadığını, yıllarca para kazanmak için mezarlıkta ölüleri yıkadığını, ölülerden çıkan kıyafetleri de evdeki çocuklar için kesip biçerek onlara kıyafet haline getirdiğini anlattı. "Çok dikkatli çıkarırmış anneannem kıyafetlerini ölülerin, zarar görmesin diye. Bize küçültecek ya hani" dedi. Gözlerim doldu. Nedenini bulamadım. Çocukken çok aç yattığını, hep giydiği ve kendisine çoğu zaman bol gelen gömlek ve pantalonları giyen ölüleri düşündüğünü anlattı. Bazılarını tanırmış. Hikayedeki fakirlik değildi içimi titreten, çok dinledim, gördüm, bizzat yaşadım da. Ama hayatta asla aklıma gelmeyecek bir gerçeklik ölülerin kıyafetlerini giymek. Marquez'in hikayelerindeki insanları ve hikayeleri çağrıştırdı. Sanki bir grup bir araya geldik dinledik... Çok derinde, henüz bu yazıyı yazarken neresi olduğunu bilmediğim ilkel bir yerim o an harekete geçti. Kıvrandı. Hala da içimde devinim halinde. Hani olur ya hayatta, bir an gelir, kalp bilir çok büyük şey içerde yer değiştirmiştir ama toz duman havadadır, tam göremez. İşte tam oradayım. Belki bu yazıyı elimden akıtırsam toz duman inerdi niyetim. Bakalım. Güzel ve mis kıyafetlerle, güzel ailenizle, güzel bayramlar.