RİDA

KIRAŞI

Kıyas

Kıyaslamanın bir insanın kendisine yapabileceği en büyük zararlardan biri olduğunu görüyorum son zamanlarda.

Başka insanlarla olmasa da içimizde "olmasını istediğimiz biz" ile olan bizi kıyaslayan bir yargıç tam zamanlı ve hiç yorulmadan çalışıyor gibi.

Biz de olmasını istediğimiz biz ile aslında olan biz arasında sıkışıp kalıyoruz.

Bu sıkışma aslında harika bir üretkenlik yeri. Acıya ve duygulara izin verdiğimiz sürece. Acıya ve hoş olmayan o duygulara izin vermemek için insanlık olarak neler bulmuşuz? Sigara, alkol, seks, yemek, uyuşturucu, televizyon, sosyal medya gibi çeşitli bağımlılıklar. Aman hissetmeyeyim de ne yaparsam yapayım kafası.

Hayatta herkesin bir veya birden fazla bağımlılığı var. Onsuz yaşamın sıkıcı olduğunu düşündüğümüz her şeyin bizim üzerimizde bir gücü olduğunu düşünürsek bağımsızlığın yolu önce bağımlılıkları görmekten geçmiyor mu? Bunun için de önce kendimizi nerelerde, kimlerle, hangi açıdan kıyaslayarak olanı kabul etmediğimizi görmemiz gerektiğini düşünüyorum...

Sonra aklıma hayvanlar geliyor.

Ne alaka gibi görünse de düşünüyorum... Acaba o belgesellerde izlediğimiz hayvanlar uzun uzun durdukları zaman başka hayvan olmayı hayal ediyorlar mıdır? Bir kuş mesela fil olmak istiyor mudur? Ya da bir kirpi aslana özeniyor mudur? Oluş halini olduğu gibi deneyimlemek dışında enerjisini buna harcıyor mudur? İnsanın en zavallı hayvan olduğu sonucuna giriyor ve sessizliğime giriyorum.