RİDA

KIRAŞI

Kendini yargılamak

April 8, 2016

Dünyanın bu döneminde yaşayan kendi üzerinde çalışan bizlerin en çok tökezlediğini düşündüğüm yer; kendini yargılamak.

"Ya o kadar çalışıyorum, neler yapıyorum, bu konu hala peşimde!"cilik. 

"Hala aynı hayatı yaptığıma inanamıyorum, yok ben hiç akıllanmayacağım"ların hafif şiddeti ile başlayan skalanın sonu yok. 

Neden kendimizi yargılarız?
Kendimizden beklentilerimiz nedir?
Bu noktada kendine şefkat ne demektir?
 

Kendimizi yargıladığımız konular, hayat enerjimizi akışkanlıktan donukluğa döndüren konular. 

Örneğin bir kişi kendisini yeterince zeki olmadığı için yargılıyor ve buna inaniyorsa, kendini ortaya koymaktan, espri yapmaktan, hayata atılmaktan geri çekecektir. 

Kendini doğrulayan bir kehanet gibi de "zeki olmadığım için atılamıyorum hayata" diyecektir. 

Al sana hamster tekeri. 

Kendimizi yargıladığımız konularda 2 soru sormamız gerekiyor bana kalırsa: 

1) Kendimle ilgili en büyük yargım nedir?
2) Bu yargı beni hayatta neleri yapmaktan alı koyuyor? Nasıl hissettiriyor?
 

İlk adım bunları farketmek. Asıl konu da farketme halinde yargılamamak. 
Kendimize zaman zaman yaptığımız gaddarlığı görmek, çıkışın ilk adımı oluyor. 

İçine girmekten kaçınılan duygular bir aura gibi etrafımızda dolanıyor, sindirilmeye izin verilmedikleri için. Yani içimizden geçmesine izin vermiyoruz ama eksenimizda radyo dalgası gibi sürekli dolanmış oluyorlar. Temizlenmedikleri için. 

Oysa dünyaya sindirim sistemi ağız ve rektum yolu ile bağlanıyor. 

Bizim de duyguları ağızdan ya da sindirimden geçirerek çıkarmamız gerekiyor. 

Garip bir örnek oldu, ama durum bu. 

Nasıl olacağı ise başka bir yazı konusu. 

 

 

 

 

 

Please reload