RİDA

KIRAŞI

Kendini kutlamak

March 9, 2016

Bugün "kendini kutlamak" kartı düştü kucağıma. 

"Az çoktur" diyerek yanıldığıma yetmeyen bildiklerimi bir kenara bırakıp Mucizeler Kursu alıştırmasını yapayım dedim. (ACIM  - A Course In Miracles) 

Tüm kavramları teker teker zihnimden soyup, hayatında ilk defa bir şeyle karşılaşan cocuğun merakını içime almayı niyet ederek "kendini kutlamak nedir?" dedim. 

Bizim bildiğimiz anda delirmek gibi geldi. 

İnsan, kendini gerçekten kutlarsa - ki burada kendini derken özünü demek istiyorum - hayat hep keyif alınan neşeli, hayret, heyecan ve merak arasında gidip gelen bir eğlenceye dönüşür gibi geldi. Biz bazı delilere de sorumsuz, her an yeniden hayata bakan, geçmişi gelecekle karıştıran, duygularını olduğu gibi yaşayabilen, utanmaları olmadığı için deli demiyor muyuz?

Hata yaptığımız yanları da, doğru sandıklarımızı da, zayıflıklarımızı da, ısrarcılıklarmızı da, olduğu gibi paketi, kendimizi kutlamak nasıl olurdu? 
"Kutlamak" kelimesi eylemsel olarak bir kabulleniş içeriyor gibi geldi. 

Bu anlamda acı da kutlanabilir, ölüm de, kavuşmak da, olmak da. 

Kendimizi, o an yapabildiğimizin en iyisini yaptığımız için, eleştirmeden, çekiştirmeden, karşılaştırmadan, kutlamak nasıl olurdu?
Bugün kendimi - bedenimi, zihnimi ve ruhumu olduğu gibi, tam ve bütün hali ile kutlamak istesem bunu eyleme nasıl dökerdim? diye düşündüm. 

Çok ufak ama harika şeyler çıktı. Kalkıp portakal dilimleyip sodanın içine atıp köpürmesini izleyip içmek gibi. Yaptım. 

Kendini sevmek kutlamaktan geçiyormuş diye de not aldım... 

 

Please reload