RİDA

KIRAŞI

Yol anıları - 1

Hindistan'da yolda karşılaştığım bir sürü insan oldu. Hikayelerine girmeden bana söyledikleri cümleleri ve öğrettiklerini not aldım.

Buradan da aktarmak istedim yolculuğuma katkı sağlayanların bilgeliğini.

Hayatını sese ve şifaya adamış bir müzik terapisti ile çalıştım.

Adamak derken "her gün müzik yapmak"tan bahsetmiyormuş meğer.

Avustralya, Afrika, Yeni Zelanda'da kabilelerle yaşamış ve onların minicik çadırlarında sivrisineklerden korunmak için yaktıkları duman tavana yükseldiği için çadırdaki tüm zamanını (yemek, sohbet, müzik dahil) yatar pozisyonda geçirmek zorunda kalmış, oturur pozisyonda duman solumak zorunda olduğu için.

Kabilelerin ilkel enstrümanlarının hikayelerini dinlemiş, onlarla yıllarca müzik yapmış. Hepsini birleştirmiş, kendi bilgeliğini de katmış, ortaya kendi stilini koymuş.

Bİr kaç şey gösterdiğinde bana "Bunu nerden öğrendin?" dedim.

Durdu, "Benim zamanımda bir insandan ya da okuldan öyle her şey öğrenilmiyordu. Soruna tek bir cevap veremem, hayatımdan damıtılanlardan çıkardım sanırım bu bilgiyi" dedi.

Ama bilgi ve aktarışı o kadar basit ve netti ki Pisagor'un müzik hesaplamaları gibi bir bilgiyi bana aktardığını düşünmüştüm. Durdum. Durdum, çünkü (yine) bilgi bağımlılığım yine yüzüme çarptı.

Yolda tanıştığım, çalıştığım onlarca şifacı 40 yaş üzeri, başka bir bilgi edinimi çağından geliyorlardı ve hepsi de ruhunu ortaya koymada, yeni jenerasyona göre daha az bilgi/eğitim/öğretmen/okul adı bağımlıydı.

Benim pek önemsemediğim, kabile enstrümanlarından esinlenmiş shaker'ın niyetle ve uzman birinin elinde nasıl bir şifa aletine dönüştüğünü izledim. Kısacası; hayatta en önemli şeylerden birinin bir kere daha insanın kendisinden eminliği, özüne güvenmesi ve niyetinin temizliği olduğunu gözlemledim.

Yoksa edinilen bunca bilgi, alınan bunca eğitim, okunulan yüzlerce kitap sonrası, etrafta ve içimizde bu kadar kendini ortaya koyamayan insan olmazdı değil mi? Otantik özümüze ne kadar yakınız? Bugünkü meditasyon konusu bu oldu bana.

Kalp. :) Hocama.