RİDA

KIRAŞI

AMA

February 15, 2016

Bugün Matrimandir'de, dünyanın meditasyon için yaratılmış altın kaplamalı tek tapınağında sabah meditasyonumu yaparken insanların 2'ye ayrıldığı sonucuna vardım.
Hayatta bir şey için adım atanlar ve adım atmayanlar...
Adım atanlar, AMA'larını, yani dirençlerini dinlemelerine, farketmelerine ya da farketmemelerine rağmen risk alıp hayatta adım atabilenler.
Adım atamayanlar ise çeşitli planlar yapıp, hayaller kurup, zihinlerini şişmanlatıp hiç bir aksiyon almayanlar.
Hayatın en acımasız olduğunu düşündüğüm yeri, ufakken "daha çok şans ve zaman var" gibi görünen zamanın yaş ilerlediğinde değişen ritmi ve esnekliği.
Ufakken yapılan hatalar yolda toparlanabilirken, büyüyünce yapılanların sonucu farklı oluyor.

Burada yoga hocası, ses şifacısı, hareket terapisti olmak isteyen ve amalarının içinde boğulan insanlarla tanıştım.
Ne kadar korkuyoruz adım atmaktan, başarısız olmaktan.
Kendimizi ne kadar ciddiye alıyoruz.
Bu insanların soruları ve korkuları benim zamanında kendi yoluma adım atarken yaşadığım korkuları hatırlattı.
Fenalık geldi bir an.
Ölüm döşeğinde bir insan olduğumuzda başarısızlıklarımızdan çok cesaretle attığımız adımları hatırlayacağız gibi geldi.
Her 'ama'nın bir direnç olduğunu gözlemlediğimiz bir gün olsun bugün.

 


Gün içinde ne kadar ama kullanıyorsunuz?
Hayallerini gerçekleştirmek isteyen insanlara ve kendime sanırım artık tek söyleyeceğim şey, "ufak da olsa adım at ya da şikayet etme" olacak.
Şefkatli tokat bu olsa gerek.

Please reload