RİDA

KIRAŞI

Deneyim bağımlılığı

January 5, 2016

Kendimde yeni bir bağımlılık keşfettim.

Ve bu keşiften hiçi memnun olmadı bir tarafım. 

Huzursuzlandı, utandı, içine kaçtı, direndi ama gerçek ortadaydı. 

Kaçamadım. Tam içindeydim. 
İnsanlar gülümseyerek dans ederken bağıra bağıra ağlamak istedim, "ah be inzivada olsam ne güzel patlardım şu an" diyip tuttum kendimi. 


Ben deneyimlere, deneyimleri etiketlendirip hikayeleştirmeye ve onları sahiplenmeye bağımlıydım. 

İstediğim şeylerin istediğim gibi olması için direnç göstermem, deneyimledikçe yaşıyor hissetmem yüzündendi. 

Bu hafta katıldıpım dans workshop'unda farkettim bunu, "kamera gibi pan yapma"yı deneyimlerken.

Her bilgi deneyime dönüşmesi için zihnimde etiketlenmeliydi, bu da yorucu bir şekilde giren her şeyin sınıflandırılıp, etiketlenip, adlandırılıp sindirilmesi gerekliliğini getirirken geriye keyif almayan ve süreçten yorulan ama garip de bir haz alan ben kalıyordu. 

Bir baktım ki yakından, bu deneyime bağımlılık. 
Sonra düşündüm, hayat nasıl bir cennete dönüşür acaba deneyimleri adlandırmadan, sahiplenmeden, olduğu gibi içimden gelip geçmesine izin verirsem..

O zaman deneyimler "bana ait" dramlar, hikayeler, aşklar, heyecanlar olmaktan çıkar gibi geldi. 

Yepyeni bir yere varmış olmanın heyecanı ile bilinmezliğin tam ortasından bildiriyorum. 

 

Siz hisleri duyguya dönüştürmeden yaşayabiliyor musunuz?
Hissin duygudan farkı var mı sizin için?
Deneyimleriniz ne kadar "kişisel?" gibi sorularım var. 

Hafif ve aynı zamanda cesurca "varolabilen" insanlara bir süre soracağım sorular bunlar olacak gibi. 

Please reload