RİDA

KIRAŞI

Öfke

Öfkenin zehirli olduğunu hepimiz biliyoruz değil mi? Strese soktuğunu, kortizol salgılattığını, zihni aktifleştirdiğini, varsayımlarını artırdığını vs. Yine de korkunun acı soslusu olan öfkeyi yaşıyoruz, hatta senelerce de sırtımızda taşıyoruz.

Geçende kendi öfkeme hiç tanıklık etmediğim kadar yakından tanık oldum.

Genelde epeyce içinde başrolunde olurum.

Tanık olunca içimde nasıl civadan bir yılan gibi kıvrandığını, can acıtmak, ısırmak, haklı çıkmak istediğini gördüm. Omurgamın etrafında kıvranıyordu, en ufak bir açık olsa da ok gibi fırlasa... Omuzlarımın yukarı çıktığını farkettim, midemin huzursuzlandığını.

Gerçekten çok yorgun ve ajite bir haldeydim ve bu o enerjinin tam sevdiği topraklardı.

Karşımda olmayan, sadece fikren orada olan bir insana duyduğum öfke, o anımda titreşimimi değiştiriverdi, sesim yükseldi, gözlerim büyüdü, haklılığımın altını daha da "çizmek" için sesimi yükseltmeye başladım - ve bunların hepsi öfkelendiğim insan km'lerce ötedeyken oldu.

Bir kaç saat sonra bir baktım ki olay epey saçma.

Öfkelenmeyi, affetmemeyi içimde tutarak sadece kendime zarar verdiğimi bir kere daha gördüm.

Karşıdaki kişinin ruhu bile duymuyor -tabi her şeyi gördüğünü ve hissettiğini sanan aşırı empatikler dışında :) - olan öfkeyi taşımayı seçende kalıyor.

Eee her şey bizim seçimimiz değil miydi zaten?

Bunu 5000 kere kitaplarda okumadım mı? Okudum. Yaşadım. Yazdım. Çizdim.

Bir şeyi bilmekle bilişe geçirmek arasındaki o tatlı farktı karşımdaki.

O an kendimi daha çok sevdiğime karar verdim.

Öfkeyi taşımamayı niyet ettim.

Aaa ne göreyim? Öfkeyi taşıyarak hikayeye ve karşımdaki insana tutunduğumu, aslında bir yerde onu bırakmadığımı...

Öfkeyi bırakabilmek biraz cesaret istiyor. Sakız gibi uzattığımız hikayeden beslenmeyi bırakmak, yeni ve bilinmezliğe geçmek cesaret işi ve içerde bir taraf bu değişikliği istemiyor bazen.

Birinin bana son zamanlarda dediği gibi "bilinen ve tıkanmış olanın tanıdıklığına kapılıveriyor insan. Bir rehavet gibi."

Suçlayacak, sorumluluğu atacak birinin olması kolayına geldiği için.

Ben o an bıraktım öfkelenmeyi. Seçtim.

Bundan sonra ne olur bilemem.

Önemli olan cesaret edip adım atmak demişti hocam, o aklıma geldi.

Utanmadan gülümsedim.